BALIKÇILIK TARİHİNE KISA BİR BAKIŞ 

Araştırmalar en eski tarihlerde yaşayan insanların avlanma tercihleri arasında balık avı olduğunu gösteriyor. Bulunan kalıntılarda bu gözlemi destekleyecek nitelikte ,  balık avında kullanılan hatta günümüz balık avlarında kullanılana çok benzeyen iğneler  yapılan kazılarda bulunarak bizlere bu bilgiyi taşıyor.

İçerdiği besin değerleri,  lezzetli oluşu, kolay ulaşılabilir oluşu tercih sıralamasında balık avını listenin başına getiriyor.

Denizlerden, göllerden, akarsu yada ırmaklardan balık avlayanlar mevsimsel geçişlerde ki artış azalışları dengelemek  için suni havuzlarla da balık yetiştiriciliğine başladılar. 

Örneğin yapılan araştırmalar Çinlilerin MÖ 3000 yıllarında tuzlu su havuzları oluşturarak kefal yetiştirdiğini gösteriyor

Eski Roma’da da tatlı su kefali ve sazan yetiştirmek için yine bu tarz yöntemlerin kullanıldığı biliniyor.

Tarih sayfasında Fransızların hükümet kararıyla balık yetiştiriciliğini desteklemesiyle yeniden ivme kazanan balık avcılığı Osmanlı döneminde ne yazık ki pek tercih edilmemiş.ve bu durum Cumhuriyet kurulana kadar devam etmiş.

Osmanlı döneminde balıkçılık , daha çok Rum Osmanlı vatandaşlarının tekelindeydi . Sayyad adı verilen esnaflar balık avlayıp bu balıkları balıkhanelere taşırlardı.  Bir grup esnaf seyyad’lık yaparak balık avlar, balıkçılıkla ilgilenen diğer grup esnaf ise bu balıkları satışını yaparlardı.

Osmanlı da balık avcılıkları farklı şekillerde yapılırdı, bazı balıkçılar ığrıb (ağ) sistemini kullanırken

bazı balıkçılar ise olta ve kayıklarla balık avlarlardı.  Osmanlı döneminde  devlet balıkçılığın denetimini balık eminlerine yaptırırdı. Dalyan ve voli sahipleri ücret karşılığında balıkçılara buralarda balık avlama hakkı sağlıyorlardı.

Osmanlı mutfağında balık çok sık kullanılmazdı fakat saray için balık tutacak balıkçıların özel izinlerle bu dalyan ve volilerde avlanması sağlanırdı.

Bir çok eserde boğazda yetişen ve avlanabilinen balıklarla ilgili övgü ile söz edilirken 16. Yy yaşamış Fransız bilgini Pierre Gilles İstanbul Boğazı adını verdiği eserinde balık bolluklarından bahsederken  Marsilya, Toronto ve Venedik’ten daha bol balık çeşidinin olduğundan  ve deneyimsiz birinin bile rastgele çok sayıda ve çeşitte balık tutabileceğinden bahsetmiştir.

Ayrıca Osmanlı döneminde midye ve istiridye avcılığı yapılmaktaydı. Hatta boğazda oluşturulan midye tarlaları için 1871 yılında özel nizamnameler hazırlanmıştı ve buralarda avlanmak için balıkhane tarafından özel ruhsat alınması gerekirdi.